Periodontal Hastalıklar
17 February 2020 1299Kez Okundu
Periodontal Hastalıklar

Periodontal hastalıklar, diş çürüğü kadar yaygın görülen ve diş kaybına neden olan önemli bir sağlık problemidir.

Dişler, diş eti, çene kemikleri ve dişin çene kemiğine tutunmasını sağlayan periodontal lifler tarafından desteklenir. Bu destek dokulardan sadece diş eti iltihaplanmışsa “Gingivitis”,  hastalık ilerler, diğer dokuları da etkiler ve kemik erimesi oluşursa “Periodontitis” (halk arasında piyore olarak bilinir) adını alır.

 

Belirtileri nelerdir?

Bu hastalığın belirtileri genellikle zor fark edilir. Sağlıklı diş eti soluk pembe renkli, mat, yüzeyi portakal kabuğu gibi girintili çıkıntılı ve sert kıvamlıdır.

 

Hastalık durumunda;

  • Diş eti kanaması (fırçalarken, sert bir şey yerken veya kendiliğinden)
  • Diş etinde renk ve yüzey özellikleri değişimi (kırmızı, parlak, düz yüzey)
  • Diş taşı oluşumu
  • Diş eti büyümesi
  • Diş eti çekilmesi, dişlerin uzması
  • Dişlerin yer değiştirmesi ve aralanması
  • Dişlerin sallanması
  • Ağızda kötü bir tat ve kötü koku görülür

 

Sebepleri nelerdir?

Diş eti hastalıklarının en önemli nedeni ağzın temizlenmemesinden dolayı dişlerin yüzeyinde, diş-diş eti birleşimine yerleşen, milyonlarca mikroptan oluşan ve “mikrobiyal dental plak” adı verilen birikintilerdir. Bu tabaka içindeki mikroplar zararlı maddeler üreterek periodontal hastalığa neden olurlar. Plak, yumuşak olması nedeniyle diş fırçası ve diş ipiyle kolayca temizlenir.

Temizlenmezse kireçleşir ve “diş taşı “ oluşur. Diş taşının pürüzlü yüzeyi daha fazla ve daha hızlı plak birikimine yol açar. Yine yumuşak ve yapışkan gıdalar plak oluşumunu arttırır. Genel sağlığın kötü olması, bağışıklık sisteminin zayıf olması, beslenme yetersizliği, ergenlik ve hamilelikteki hormonal değişiklikler plak varlığında hastalığın oluşumunu kolaylaştırır. Kalıtsal faktörler de kişilerin bu hastalıklara daha yatkın olmasına yol açabilir.

 

Bu hastalıkların tedavisi var mıdır?

Evet. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar başarılı sonuç elde edilir. Periodontal tedavi, hasta ve hekimin ortak katkısıyla gerçekleşir. Hastalık oluşumundaki birincil sebep  plak olduğu için plağın temizlenmesi yani hastanın kendi yaptığı ağız bakımı tedavinin temelini oluşturur. Hekimin tedavisiyle elde edilen sağlığın ömür boyu devamı da ağız bakımına bağlıdır. Bunun için dişler ve diş etleri sabah kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce fırçalanmalı, dişlerin ara yüz temizliğinde diş ipi ve ara yüz fırçası kullanılmalıdır.

Hekiminiz, ağız içi muayene ve bütün dişlerden alınan radyografilerle hastalığınızın derecesini tespit eder ve tedavi planınızı yapar.

Tedavinin ilk aşaması ağız bakımı ve dişler üzerinden plak, diş taşı ve lekeleri uzaklaştırmak için diş yüzeylerinin temizlenmesidir. Diş yüzeyi temizliği iki-üç seansta gerçekleştirilir. Hastalığın ilerlediği vakalarda periodontal operasyonlar tedavinin ikinci aşamasını oluşturur.

 

Periodontal operasyon nedir?

İltihaplı, büyümüş diş etini, ağız bakım işlemlerini zorlaştıran derin cepleri ve kemik erimesini tedavi etmek için çoğunlukla lokal anestezi altında yapılan  işleme “periodontal operasyon” adı verilir. Hastalık sadece diş etlerinde ise ve başlangıç tedavisine rağmen iltihap veya büyüme varsa bu diş eti kesilerek uzaklaştırılır ve yara yüzeyi bir hafta süreyle pat ile korunur. Eğer hastalık daha ileri safhada ise yani kemik erimesi varsa diş eti kaldırılır, iltihaplı dokular temizlenir, kemik düzeltilir, diş eti kemiği örtecek biçimde yerleştirilir ve dikiş atılır. Bir hafta sonra dikiş alınır.

 

Tedavi ne sağlar?

Gingivitis tamamen tedavi edilir. Periodontitiste kaybedilen dokuların genellikle tam olarak eski haline dönmesi sağlanamaz. Hastalık, bulunduğu aşamada tedavi edilerek dokular iyileştirilir. Eğer uygun şartlar sağlanıyorsa, kemik yapımını uyaran maddeler yerleştirilerek yeniden kemik oluşturulur. Böylece kişi, sağlıklı ağızlarda olduğu gibi rahatça temizleyebileceği dişlere kavuşur. Bu tedavi hastalığın şiddetine göre üç hafta ile altı ay arasında sürebilir. Tedaviden sonra düzenli olarak üç-altı ay aralarla hekiminize kontrole gitmeniz gerekir.

Sağlıklı kişi, gülümseyen bir yüze, sağlıklı bir ağıza ve pırıl pırıl parlayan dişlere sahip olan kişidir.

Sağlıklı günler dileriz.

 

Diş Eti Hastalıklarının Sistemik Hastalıklara Etkisi

Dişi saran ve çevreleyen dokularda ortaya çıkan kronik enfeksiyonlar, diş eti hastalıkları olarak adlandırılıyor. Bu hastalıklara, genellikle diş yüzeylerinde ve dişle diş etinin birleştiği bölgelerde biriken bakteriler yol açıyor. Hastalık sadece diş etlerini etkilemişse gingivitis; çene kemiğini ve dişin çene kemiğine tutunmasını sağlayan periodontal lifleri de etkilemişse periodontitis olarak isimlendiriliyor.

Genç yaşlarda başlayan hastalık, ilk dönemlerinde çok az belirti verdiğinden ve ağrısız olduğundan çoğunlukla ileri dönemde fark edilebiliyor. Ancak diş eti kanaması, ağız kokusu ve (hastalık ilerlediğinde) dişlerde sallanma gibi şikayetlerle diş hekimine başvurulduğunda teşhis konulabiliyor. Bu hastalık sinsice ilerlediğinden, dişlerin kaybıyla sonuçlanabiliyor. Diş etlerindeki iltihap, yalnızca ağızla sınırlı kalmıyor. Vücuttaki kan dolaşımı ve bağışıklık sistemiyle direkt ilişkide olan dişler, görünenden daha çok hastalığın oluşmasına yol açabiliyor ya da var olan hastalıkları şiddetlendirebiliyor.

Diş eti hastalıkları, sistemik hastalıkların oluşumunda yer alan risk faktörlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sistemik hastalıkların başlamasını kolaylaştırabildiği veya şiddetlenmesine yol açabildiği biliniyor. Diş hekimleri, diş eti hastalıklarını tedavi ederek hem dişlerin ağızda kalmasını sağlamayı hem de bazıları ölümcül olan sistemik hastalıklar için bir risk faktörünü ortadan kaldırmayı hedefliyor. Sağlıklı bir hayat için diş ve dişeti sağlığı da büyük önem taşıyor.

Günümüzde diş eti hastalıkları ve kalp hastalıkları, diyabet, felç, romatizmal hastalıklar, erken doğum ve düşük ağırlıklı bebek doğumu gibi durumlar arasında ilişki olabileceğini gösteren pek çok çalışma bulunuyor.

 

Hamilelik ve Periodontitis

Erken doğum veya düşük doğum ağırlığı yani bebeğin ağırlığının 2500 gr’dan az olması hamilelikle ilgili yaşanan sorunların başında geliyor. Bu durumların genel sebepleri arasında sigara, alkol kullanımı, diyabet, annenin iyi beslenememesi ilk sıralarda yer alsa da, vakaların %25’inde sebebin belirsiz olması, vücuttaki kronik enfeksiyonları akla getiriyor. Bu enfeksiyonlardan kaynaklanan bakterilerin rahim içerisine girerek burada iltihaplanma oluşturduğu ve oluşturdukları maddelerin kasları uyararak erken doğuma neden olabildiği tahmin ediliyor.

Yapılan araştırmalarda diş eti tedavisi yapılan periodontitisli hamile kadınlarda, yukarıda bahsedilen problemlerin yaşanma riskinin, tedavi olmamış periodontitisli kadınlara göre daha düşük olduğu saptandı.

 

Kalp sağlığını nasıl etkiliyor?

Diş çevresinde yer alan bakteriler, diş etinin iç yüzeyinde oluşan ülserli alanlardan geçerek kana karışıyor ve kan damarları vasıtasıyla vücut içerisinde dolaşıyor. Bağışıklık sistemi, kan dolaşımı içerisinde yer alan bu bakterileri ortadan kaldırabilmek için beyaz kan hücrelerini devreye sokuyor. Beyaz kan hücrelerinin savunma amacıyla salgıladığı kimyasal maddelerle bakterilerin oluşturduğu toksinler, iltihabi cevabı başlatıyor. Kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerin ve faktörlerin miktarı artıyor.

Tüm bunlar, ateroskleroza yani damar sertliğine, damar tıkanıklığına ve sonuçta kan akışının bozulmasına yol açabiliyor. Kalbe giden kanın azalması ile ölümcül olabilen kardiyovasküler hastalıklar ortaya çıkabiliyor.

Yapılan bir çalışmada 50 yaşın altında diş eti hastalığı olan bireylerin, diş eti sağlıklı olan bireylere oranla kalp hastalığından kaybedilme veya hastaneye yatma riskinin yüzde 70 daha fazla olduğu görüldü.

 

Diyabet ve Periodontitis

Özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan Tip II diyabet, periodontitis gibi sinsi ilerleyen bir hastalık ve yıllarca teşhis edilemeyebiliyor. Diyabet tanısı ağız içinde yol açtığı yanma, yara iyileşmesinde yavaşlama, tükürükte azalma, diş etinin iltihaplanması ve sık apse oluşumu gibi belirtiler nedeni ile bazen diş hekimlerince de konulabiliyor.

Diyabetle diş eti sağlığı arasındaki ilişki iki yönlü gelişebiliyor. Her biri, diğerinin neden olduğu zararları arttırabiliyor. Diyabetin damarlarda meydana getirdiği hasarlar, diş etlerinin iltihaplanmasına sebep olabiliyor. Diş eti hastalığında ise bakterilerin oluşturduğu toksinlere karşı salgılanan kimyasallar, insülin direnci gelişmesine yol açabiliyor. Bu da kan şekerinin yükselmesine neden olarak diyabetin kontrolünü güçleştiriyor.

Periodontitis diyabette çok yaygın görüldüğünden, retinopati, nefropati gibi komplikasyonların altıncısı olarak anılıyor. Birbiriyle son derece ilişkili iki hastalık arasındaki bu karşılıklı etkileşimin zararlı etkilerini ortadan kaldırmak için, hem hekimin tavsiyelerini yerine getirerek diyabeti kontrol altında tutmak, hem de diş eti tedavisini yaptırarak günlük ağız bakımına dikkat etmek önem kazanıyor.